Haşmet Babaoğlu: ‘Beyaz okumuşlar’ kilise, havra, Budist tapınaklarını gezer ama cami gezmekte zorlanır

Sabah gazetesi yazarı Haşmet Babaoğlu, ‘Beyaz okumuşların temel problemi’ başlığıyla yayımlanan yazısında “Ömürlerinin büyük bölümünü onlar arasında geçirmeyenler nereden bilsinler ki… Bu tayfanın bayramlar yaklaşırken içlerini sıkıntı basar, misafirliğe gelmiş uzak akraba seccade sorduğunda ‘nereden çıktı şimdi bu!’ diye ailecek bakışırlar, eş dost sohbetlerinde ne zaman konu İslam’a gelse, farkına bile varmadan yüzlerini buruştururlar” düşüncesini dile getirdi.

“(Eğer müze yapılmamışsa ) bir caminin içini gezmekte pek zorlanır”

Babaoğlu, yazısına şöyle devam etti: Onlarla yurtdışı gezilerine gitmemiş olanlar nereden bilsinler ki… Bu tayfa bütün kiliseleri, bütün havraları, bütün Budist ve Hindu tapınaklarını büyük bir hayranlıkla gezer, mum yakar, adak adar ama (eğer müze yapılmamışsa ) bir caminin içini gezmekte pek zorlanır.

Şimdi aklıma geldi! Verdiği yalan yanlış bilgilerle kendini pek kültürlü gösterip sevdiren ünlü bir belgeselcimiz, bir keresinde bütün programını Tayland’daki Budist tapınak gezisine ayırmıştı. Aman aman, ne hayranlıklar, nasıl ballandırmalar… En sonunda bin bir seremoniyle sunağa adak bırakıp ‘Türkiye için’ dua etmişti.

Gezdiği yerlerde bir camiye girdiğini görmedim. Girdiyse de nadirdir ve büyük ihtimalle avlusunda çekim yapmıştır. Ayakkabısını çıkartmak zorunda çünkü ve bu onun bütün façasını bozar. Camilerin buradaki hikmetini bilmez, hiç bilemeyecek belki.

“Başka bir ülkede, başka bir din içine doğmadıklarına pişmandırlar”

Babaoğlu, bu yorumların ardından adını anmadan Habertürk gazetesi yazarı Fatih Altaylı’nın Fenerbahçeli futbolcu Mesut Özil için yaptığı yorumları değerlendirdi. Babaoğlu, şunları kaydetti:

Malum kabalık abidesi gazetecinin Mesut Özil’le ilgili abuk sabuk sözleri çok konuşuldu ya, oradan aklıma düştü bir yığın şey… Eski, yeni hatıralar… Zihnime kazınmış yığınla davranış, yargı, tutum.. Pek gözde bir okulumuzdan mezun bir tanıdığımın ‘gereksiz biçimde halka ait’ bulduğu adının, Resulullah’ın torununun adı olduğunu 60 yaşında hayretle öğrendiğini hiç unutmam.

Şimdi kalkıp ‘imam, hacı, hoca’ kelimelerinin büyük şehirlerimizin bazı semtlerinde nasıl ‘bunaltıcı’ çağrışımlar yaptığını söylesem son yirmi yılın nesli inanmayacaktır ama gerçek budur.

Niçin yazıyorum bunları? Artık altüst edilmiş kavramları ve sosyolojik/kültürel kavrayışları yerli yerine oturmanın zamanı geldiğine inanıyorum da ondan… ‘Beyaz okumuşlar’ın laik, hatta yeni dönemlerde ‘ateist’ falan oldukları dillendiriliyor ya… Palavra!

Olmayacak şeylere inanırlar. Başka bir ülkede, başka bir din içine doğmadıklarına pişmandırlar. Ama İslam zorlarına gider. Konuşmaya başlayacaksak, buradan başlamalıyız. Nedeni, niçiniyle… Talimi, terbiyesiyle…